Sizce Kim Şanslı
20/3/2006Bir gün otobüse binip evime gideceğim sırada otobüs durağında bekleyenlerden 3 kişi gözüme çarptı bu kişiler konuşma özrü olan insanlardı. Ağızları olmadan birbirleriyle iletişime geçiyorlardı o anda aklıma ahiretteki halimiz geldi de düşünceye daldım bizde Allahın huzuruna kısmet olupta çıkarsak ağzımız olmadan konuşacağız bizlerinde ağzı susacak organları konuşacaktı.Kendi kendime dedimki bizler o zaman susacağız bedenimiz konuşacak bu insanlar şimdiden organlarıyla konuşmayı öğenmişler o halde bizim onlardan bir üstünlüğümüz yok tam tersi onların bizden bi üstünlüğü var onlar bizim hocamız sayılır çünkü bedeniyle konuşmayı en iyi kimden öğrenebilirdik ki.Sonra ayakları doğuştan olmayan insanları düşündüm o insanların ayaklarının olmaması beklide onları üzmüştür mutsuz etmiştir.
Başkaları gibi neden kendisininde yürüyemediği başka insanlar gibi her istediği yere gidebilmeyi oda belki çok isterdi. Ama dedim ki kendime bu onlar için bir hediyedir bence çünkü o insanlar isteseler de kötü yerlere gidemeyeceklerdir. Bunu yapmadıkları için ahiret günü ayakları onların aleyhine şahit olmayacaktır. Bu özelliklerinden dolayı bence onlar bizden bir adım daha öndedirler. Çünkü ayakları olan insanlar istemeselerde bazen nefsine uyup kötü yerlere giderler ama ayakları olamayan insan bunu yapamaz. Bence bu durum ayakları olmayan insanları daha şanslı kılar.
Sonra dilsiz insanların bizden şanslı olduğu aklıma geldi çünkü dilsiz kişiler isteseler de kötü laf edemeyeceklerdir.Bu nedenle ahirette dil o kişinin aleyhine şahitlik yapamayacak.
Aklıma sağır kulakları duymayan bir insanın hali geldi o insan ki kulaklarıyla başkalarının hakkında söylenenleri duymayacaktır. Buda onu gıybetten uzak tutar .Ahirette onunda kulakları aleyhine şahitlik yapamayacaktır.
Birde gözleri görmeyen bir kişi geldi aklıma o adam ki görmeyen gözlerinden dolayı beklide hayata küsmüştür beklide hayatı hep karanlık görüyordur.Ama o adamın görmeyen gözleri ona kötülükleri haram olanları insanlara yasak olanı görmesini engellemiştir.Bence bu onun bizden daha çok aydınlığı göreceğine delildir.Çünkü önemli olan gözler değil gönül gözüdür o adamın gözleri hiç haramı görmediği için gönül gözündeki ışık sönmemiştir.Ya bizler her gün harama bakıyoruz gönül gözümüzün ışığı söndü.Ahirette o adamında gözleri onun aleyhine şahitlik yapamayacaktır.Çünkü olamayan bişey nasıl şahitlik yapar.
Sizce Kim Şanslı
DİKKAT
Bu hafta sizlere hala kızıl Çin esareti altında inleyen ve o teröristlerin haklarını savunmaktan başka bir melanet yemeyen insan hakları örgütlerinin görmezden geldiği Doğu Türkistan;dan küçük bir kardeşimizin e-posta aracılığıyla bizlere ulaşan çığlığını yazacağım. Esaret altındaki Türklerin ibadetlerini bile yapamayışını hep birlikte göreceğiz
Benim adım Aziz Tursuncan. Doğu Türkistan'ın başkenti Urumçi'ye oldukça yakın olan Beşbalık'ta ilk okula gidiyorum. Bugün Ramazanmış. Gece vakti ne olduğunu anlayamadım ama babam gelerek birden beni yatağımdan kaldırdı.
- Ne oldu baba? diye sordum
- Bugün Ramazan'ın ilk günü. Müslümanlar oruç tutar. Oruç tutmak için ise sahura kalkarız. Bu sünnettir...
Gece vakti yenilen yemeğin ismi sahurmuş. Babam elimden tuttu ve beni yemek için mutfağa doğru götürdü. Hayret acaba niye ışıkları yakmamışlar?
Elimi ışığı yakmak için uzatırken babam beni engelledi
- Yapma yavrum; Hıtaylar (Çinli'ler) sahura kalktığımızı görürse bizi hapse atarlar.
- Ama onlara ne oluyor baba?
- Onlar kafir oğlum. Bizi dinimizden soğutmak için ellerinden geleni yaparlar. Unutma ağabeyin, Barın Cihadında şehid edilmişti. Sana anlatmıştım. Hatırlamıyor musun?
Evet hatırlıyordum. Allah'ın ismini yüceltmek için ağabeyin şehid oldu demişti babam. Uygurların bağımsızlığı için.
Saat 06.00 olmuş. Annem beni yatağımdan kaldırdı.
- Unutma oğlum. Bugün oruçlusun. Akşama kadar hiç bir şey yemeyecek ve içmeyeceksin. Söz mü?
- Söz...
Annem beni okula bırakırken sabahları Hitay öğretmenlerin bizlere zorunlu olarak yaptırdıkları spor için herkes sıraya girmeye başlamıştı bile...
Sabah sporunu tamamladıktan sonra; sınıflara geçtik. Bu arada saat 07.00 olmuştu. Hitay öğretmenimiz bize anlayamadığımız bazı şekiller ile Hitayca öğretmeye çalışıyor ve Uygurca konuştuğumuz zaman bizi dövüyor. Hiç anlayamıyorum...
Vakit geçiyor ve öğlen tatili yaklaşıyordu. Öğlen tatilinden önce ki son teneffüste Hitay öğretmen beni yanına çağırdı. Çok güzel bir Uygurca ile;
- Gel bakalım Tin Suan. (Bana verdikleri Hitayca isimdi bu) Seninle biraz konuşalım. Annen, baban nasıl; diye sordu...
Benimle böyle yakından ilgilenmesi çok hoşuma gitmişti. Galiba artık dayak yemeyeceğim diye düşünüyordum.
- Çok iyiler öğretmenim. - Siz evde neler yapıyorsunuz çok merak ediyorum?
Hadi bana dün akşamdan beri neler yaptığınızı vaktinizi nasıl geçirdiğinizi anlat bakalım...
Öğretmenimin benimle ilgilenmesini kıskanan arkadaşlarım olduğunu bilerek keyifle cevap verdim;
- Akşam babam geldi. Onunla oturduk akşam yemeği yedik. Televizyon seyrettik. Sonra da yattım.
- Bu kadar mı?
- Haa, birde gece kalkıp yemek yedik. Biz Müslümanız, oruç tutarmışız. O yüzdende gece yemek yemeliymişiz. Sonra aksama kadar hiç bir şey yememeliymişiz...
Öğretmenim birden ayağa kalktı ve okul müdürünün ve onun yanındaki asker kıyafetli adamın yanına doğru koşmaya başladı. Benimle ilgilenmekten vazgeçmişti anlaşılan. Beni göstererek bir şeyler anlatmaya başladı. Benim ne kadar iyi bir öğrenci olduğumu anlatıyordu muhakkak!
Öğle yemeğinden önceki son dersimizde bitmişti. Birazdan öğle yemeği vakti gelmişti. Birden aklıma annemin söyledikleri geldi. Ona söz vermiştim; yemek yemeyecektim. Demek ki o yüzden annem bugün öğle yemeği koymamıştı çantama. Zaten Hitay öğretmenler ve öğrenciler haricinde bize yemek vermiyorlar.
Hitay öğretmenim beni yanına çağırdı ve bugün öğle yemeğinin bedava olduğunu söyledi. Allah Allah? Normal zamanlarda bir kalem istediğimizde bile bize dayak atan Hitaylar yemek veriyorlardı?
-Teşekkür ederim öğretmenim ama ben yemek yiyemem. Çünkü bugün anneme söz verdim yemek yemeyeceğime dair.
Suratımda patlayan tokatın acısı akşam olmasına rağmen geçmemişti. Hitay öğretmen tokadı attıktan sonra zorla bana yemekte yedirmişti. Anneme söz vermiştim. Ne yapacağım şimdi?
Eve doğru giderken akan göz yaşlarıma hakim olamıyordum. Anlayamıyordum?
Müslüman olmak mı yasaktı? Uygur olmak mı? Yoksa anneye söz vermek mi yasaktı?
Birden aklıma yan evde oturan arkadaşım Rahimullah geldi. Babası ona Kur'an öğretirken yakalanmıştı ve babasıyla annesini hapse atmışlar Rahimullahı'da Urumçi'deki bir yetimhaneye vermişlerdi. Annemler konuşurken duymuştum. Rahimullah artık hiç Uygurca konuşmuyormuş. Ben Hitayim diyormuş...
Uzaktan evi goruyorum ancak evin önünde ki askeri arabada neyin nesi acaba? Yaklaştıkça annemi ve babamı askerlerin dövdüğünü gördüm. Babam Allah-u Ekber diye bağırıyor. Annem ise gözyaşları içerisinde. Onlara da doğru koşmaya başladım. Birden bir asker tuttu beni. Annem bağırmaya başladı;
-Bırakın oğlumu....
Arkasındaki askerin dipçik darbesi ile bana doğru devrildi annem. Artık hiç sesi çıkmıyordu. Babam ise gözleri ve elleri bağlanmış olmasına rağmen hala Allah-u Ekber diye bağırıyordu.
Beni tutan askerin elinden kurtulmaya çalışırken bir Hitay kadının bana doğru yaklaştığını gördüm. Beni tutan askere;
- Çocuk bu olmalı. Götürün, diye emir verdi...
- Bırakın beni nereye götürüyorsunuz? Babamı annemi istiyorum ben. Nereye götürüyorsunuz beni?
- Artik URMÇİ'de yeni bir evin olacak Tin Suan merak etme....
21.10.2005 12:19:13
Halil ÜLKER
www.yalova77.com
Konu: sizce kim daha şansLı
ben ce de ayakLArı oLmayanLar daha şansLı ama bi de onLarın çektikLeri zorLukLarı düşündükçe hiç de koLay oLmadığını anLarsınıZ, ayrıca kötüLük yapmak isteyen insan ne tür haLde oLursa oLsun kötüLük yapar ister koLu oLmasın ister bacakLArı oLmasın kötüLük yapmak isteyenin kalbin de varsa bu ne haLde oLursa oLsun kötüLük yapar sizce yanLışmı düşünüyorum...
Bağlantı »
Konu: bu konuda sizinde söylediğiniz gibi onlar daha şanslı..
lisede okurken 3 tane iştme engelli arkadaşım vardı. 3ü de işaretlerle anlaşıyorlardı. ilk yıl onlarla anlaşmakta zorluk çekmiştik ama zamanla onlarla iletişim kurmayı ögrendik. onların dudaklarını okumayı ve birazda işaretlerini öğrendik. mam bunlar hep u durumlarından şikayteçi oldular hatta bize kızmaya başladılar.bize işaretlerle anlatmayın bagırarak konuşun ve anlatın biz duymak istiyoruz alışalım diye.işte böyle...halbu ki diğer sonsuzluk hayatında onlar bizden daha şanslı olacaklar..
Bağlantı »
Konu: o gerçeğin farkındamıyız acaba???
çok haklısın kardeşim inanki bu konuya parmak basman beni çok duygulandırdı. Dünyada öyle gözler varki bakar ama görme, öyle kulaklar varki duyar ama hakkı yolundaki ayetleri değil, öyle dillerde vardırki ne söylediğini bilmez dinimizin o güzel ayetlerini anlatarak hissederek anlatacağı,insanları imana davet edeceği yerde onu bunun dedikodusu yaparak insanları dinden daha fazla uzaklaştırır. Aslında düşünmesi bile ne kadar güzel o kadar çok nimet verilmişki biz insanlara rabbim tarafından biz bunları gereği gibi hakkını vererek ne yazıkki kullanamıyoruz Yinede kim şanslı diye sorarsan eğer o küçümsediğimiz o değer vermediğimiz o yüzlerine bile bakmadığımız insanlar hemde açık ara farkla bizden daha şanslılar. Bazen insanın bu niteliklere sahip olası geliyor. Ama bunları istemedende bişeyler yapmak yine biz insanların elinde o halde ne duruyoruz ki elimizde ki nimetleri iyi yolda insanlara fayda yolunda ilim yolunda değerlendirmek için ne duruyoruz bizlerde onlar kadar şanslı olabiliriz ama niyetimizi yolundan saptırmadan... Kardeşim teşekkürler böyle bir site hazırladığın için inşallah bu siteni görmesi gereknb insanlar görürde biraz feyz alırlar. Başarılarının devamını diliyorum. Herzaman arkandayım!!!
Bağlantı »
Konu: sabır
kardeşim güzel düşünmüşsün ama biz sağlam haldeyken haramdan uzaklaşırsak bizde çok şanslıyız değilmi......Allah öyle kişilerede sabır versin inşallah
Bağlantı »
Konu: doğrusun
Haklısın Kardeş gerçekten öyle ama nedendir ki o hale düşen insanlar hep isyana gidiyor.
Bağlantı »